top of page

Daha Fazlasını Yapmak Değil, Daha Az Yük Taşımak: Hayatı Nasıl Hafifletirsin?

3 saat önce
3 dakikada okunur

Merhaba, Sevgili Okuyucum :)


Bu maili yazarken kahvemi yanıma aldım. Muhtemelen sen de günün bir yerinde, kendine ayırabildiğin kısa bir ara bulup bu satırları okuyorsun. İşte ben de o kısa araya eşlik etmek istiyorum.

Yılın son çeyreğinde ilerlerken birlikte bir konuyu hatırlamayane dersiniz?

“Zaman, hayattır. Onu bilinçli bir şekilde harcamaktan sorumluyuz.”

İLERLERKEN HAFİFLİĞİ UNUTMAMAK


Güzel bir yaşam yaratma konusunda öğrendiğim en önemli derslerden biri şu:

Matematikte toplama varsa çıkarma da var,

bölme de. Biri diğerinden daha önemli değil.


Hayatıma hep bir şeyler eklemeye, artırmaya çalışırken şunu öğrendim: Bir yandan da neleri çıkarmam gerektiğine karar vermeden hayatıma sonsuza dek daha fazla anlamlı şey ekleyemem. Bazen bir üst seviyeye geçmek, daha FAZLASINI yapmakla ilgili değildir. Daha AZ yük taşımakla ilgilidir.


Gökyüzünde süzülen bir kartalı düşünün. Gereksiz hiçbir ağırlık taşımaz. Rüzgârla savaşmak yerine ondan yararlanır.


Hareket ettiğini kanıtlamak için sürekli kanat çırpmaz; kaldıraç gücünün, yüksekliğin ve bakış açısının değerini bilir.


Belki de kendi yaşamlarımız için de bu metafordan öğreneceklerimiz vardır.

Artık ihtiyaç duymadığınız neleri taşıyorsunuz?


  • Eski taahhütler mi?

  • Güncelliğini yitirmiş hedefler mi?

  • Sürekli enerjinizi tüketen ilişkiler mi?

  • Değer yaratmadan yalnızca zamanınızı alan alışkanlıklar mı?

  • E-posta ile halledilebilecekken yapılan toplantılar mı?

  • Sosyal medyada amaçsızca gezinmek mi?

  • İçinizden “hayır” demek gelirken “evet” demek zorunda hissetmek mi?

Bazen sorunumuz zamanla ilgili değildir; önceliklerimizle ilgilidir.

Bazen de sorunumuz enerji eksikliği değil, enerjimizi yanlış yerlerde harcamaktır.


Odağımıza neyi alırsak gücümüzü de oraya akıtırız.

Sürekli olarak dikkatimizi verdiğimiz şeyler yalnızca zamanımızı tüketmez; hayatımızdan da götürür.


ELEMEK, PAYLAŞMAK, BASİTLEŞTİRMEK


Sıklıkla bir şeyler eklemekten bahsederiz: Daha fazla hedef, daha fazla strateji, daha fazla fırsat, daha fazla gelir.

Daha fazla müşteri, daha fazla etkinlik, daha fazla bilgi, daha fazla sorumluluk…


Peki, daha iyi sonuçlar yaratmak için yalnızca ne ekleyeceğimize mi bakmalıyız?

Belki de bu kez kendimize üç farklı soru sormanın zamanı gelmiştir.


Neleri eleyebilirim?

Her şeyi yapmak, her fırsatı değerlendirmek, her sorumluluğu üstlenmek zorunda mıyım? Sırf hep öyle yaptığım için sürdürdüğüm, artık bana hizmet etmeyen neler var?


Neleri başkasına devredebilirim?

Her şeyi kendim yapmak zorunda mıyım?

Benden başka birinin de üstlenebileceği, paylaşabileceğim sorumluluklar neler?


Neleri basitleştirebilirim?

Belki de bazı şeyleri gereğinden fazla karmaşık hale getiriyorum.

Bir işi daha kolay, daha yalın, daha az enerji harcayarak yapmanın bir yolu olabilir mi?


Bazen bir şeyi hayatımızdan çıkarmak, bazen yükü paylaşmak, bazen de aynı işi daha basit bir yolla yapmak gerekir.


Hangisine ihtiyacımız olduğunu görebilmek bile bize hareket alanı açabilir.


Her şeyin zamanımızı, dikkatimizi ya da enerjimizi hak etmediğini fark etmek insana muazzam bir özgürlük kazandırır.


Çünkü yaşamımızın kalitesi, yalnızca ne kadar çok şey yaptığımızla değil, zamanımızı ve enerjimizi nelere ayırdığımızla da yakından ilgilidir.


Bu hafta OLMAZSA OLMAZLAR listemize bakarken kendimize şu soruları sormaya davet ediyorum:


Neleri eleyebilirim?

Neleri başkasına devredebilirim?

Neleri basitleştirebilirim?


Ve belki de hepsinden önce:

Hangi sonucu yaratmaya kararlıyım, bu neden önemli ve bunu gerçekleştirmek için

hangi matematik işlemini yapmalıyım?


Toplama yerine çıkarma mı?

Her şeyi tek başıma üstlenmek yerine sorumlulukları paylaşmak mı?

Daha karmaşık hale getirmek yerine basitleştirmek mi?

Bir deneyin derim.


DAHA’yı artırmak yerine eksiltmekte, zorlaştırmak yerine kolaylaştırmakta kullanmayı...


Takipte kal, sevgiyle kal.

Sabahları aynanın karşısında yüzünü yıkadıktan sonra gözlerinin içine bak ve

“Aferin gayet iyi gidiyorum ya” demeyi sakın unutma.


Sevgiyle,

Mine

Bu satırları okurken aklından neler geçti?

Belki kendi hikayenden küçük bir parça, belki de bu hafta sana iyi gelen bir düşünce...

Senden duymak beni mutlu eder.

Yeni mektuplarımın e-posta kutuna gelmesini istersen,

aşağıdaki kutucuktan abone olabilirsin.

Sırtındaki yüklerden kaçını gerçekten taşıman gerekiyor? Hayatımıza hep yeni hedefler, yeni sorumluluklar ekliyoruz. Peki ya asıl ihtiyacımız olan şey bazı fazlalıkları eksiltmekse?


Daha az yükle yürümek ve hayatı sadeleştirmek üzerine düşündüğüm bu videoyu seninle paylaşıyorum.


Üstelik sonunda Ankara buluşmamızın haberi de var.


Eğer bu bülten sana iyi geldiyse, seveceğini düşündüğün bir arkadaşına

kahve eşliğinde okuması için gönderebilirsin.

Bu mektuplar kişisel deneyimlerimi, öğrendiklerimi ve farkındalıklarımı paylaşmak amacıyla yazılmaktadır. 

Tıbbi tanı veya tedavi amacı taşımaz ve profesyonel sağlık danışmanlığının yerine geçmez.


 
 

Telefon

 0532 555 5454

Email

Sosyal Medya

  • Facebook
  • LinkedIn
  • Instagram

© 2025 Tüm Hakları Saklıdır. Mine Alpar

bottom of page