Yeniye Doğru Bir Macera: Değişimden Korkmalı mıyız?

Sohbetimize “Yeniye Doğru Bir Macera” konusu ile devam edelim dedim. Ne dersin?
Benim kahvem yine yanımda, sende belki küçük bir moladasın.
O zaman iyi okumalar :)
Daha önce deneyimlemediğiniz bir konuda harekete geçmek, bir macera değil de nedir?
Maceranın anlamına bakarsak; olmayacakmış gibi görünen bir iş ya da baştan geçen ilginç olay veya olaylar zinciri, serüven…
Kelime anlamı bize diyor ki; Maceraya girerken “olmayacak gibi görünen” ile giriyoruz.
Yani olacağını düşündüğümüz şeye macera demiyoruz.

Boşuna büyüklerimiz sıklıkla,
"Öyle maceralara kapılıp gitme, ayakların sağlam bassın.” diye uyarmıyorlar :)
Bilinmeyene karşı insanın genel algısı “ya olmazsa?” olduğu için maceraya da pek sıcak bakmıyoruz.
Diğer taraftan, etrafta en çok söylenen kelime nedir diye sorsam, büyük harflerle
DEĞİŞİM dediğinizi de biliyorum.
İyi de... Değişim bir bilinmezlik ise, bilinmezlik bir macera ise, niye değişimi istiyoruz ki?
Çünkü yaşamın her alanında değişim olurken, benim yeniyi denememem çok saçma değil mi?
Koşullar değişiyor.
Ekonomi değişiyor.
Bedenim değişiyor.
Duygularım değişiyor.
Çevremdeki insanlar değişiyor.
İş yerindeki sorumluluklarım değişiyor.
Ama birileri bizi, “Sakın öyle maceralara merak sarma.” diye uyarıyor.
Yani aslında: “Değişme.” diyor.
Lunapark gibi dönen dünyamıza, biz maceraya karşıyız; dünya da otursun oturduğu yerde,
değişmesin desek olur mu?
Peki değişim hayatımızda nasıl bir macera oluşturuyor?
Hayatımızda kontrolümüz dışında bir sürü şey sürekli değişiyor. Ama biz etrafımızdaki insanların değişmesini istemiyoruz. Hatta mümkünse aynı kalsınlar istiyoruz. Alışkın oldukları “siz” versiyonunuzun ötesine geçtiğinizde, sizi tanıdık alana geri çekmek istiyorlar. Tabii biz de başkaları için benzerini yapıyoruz.
Çünkü eski “siz” ile nasıl iletişim kuracağını bilenler için, yeni “siz” biraz ürkütücü görünüyor.
Niye derseniz, bildiğini yönetmek her zaman daha kolaydır da ondan.
Diğer taraftan yeni bir deneyime adım attığımızda, sanki bir şeyler hep yerinde sayıyor, hiç ilerlemiyormuş gibi hissedebiliriz. Oysa eskiyi geride bırakıp yeniyi hayatımıza dahil etmek arasında bazen bir boşluk olması doğaldır.
Artık eski yerde değilizdir.
Henüz yeni yerde de değilizdir.
İşte macera biraz da o aralıkta kalabilme cesaretidir.
Değişimi deneyimlerken can sıkıcı olan bir diğer konu ise reddedilmektir. Hayat bizi test eder:
Gerçekten istiyor musun?
Var mısın, yok musun?
Çünkü hareketin olduğu yerde daha çok görünür olmak vardır. Daha çok aksiyon, daha çok kabul getirdiği gibi daha çok reddedilmeyi de getirir. Doğası gereği böyledir. Alıştığımız eski alanda ise reddedilme daha azdır. Herkes sahadaki pozisyonunu bilir ve gerektiğinde hamlesini yapar.
Macera alanında takımlar değişir, oyun kuralları yenilenir, hedefler güncellenir. Şartlar zaten değişkendir.
Oysa reddedilmeye ne kadar sık maruz kalırsak, o kadar büyürüz, gelişiriz. Reddedilmeye rağmen devam etmek bizi güçlendirir. Duygusal olmadan, durumu kişiselleştirmeden, vazgeçmeden devam etmek; o hedefe ne kadar sadık olduğumuzu, gerçekten ne kadar istediğimizi de gösterir.
Belki de reddedilmek her zaman “olmadı” demek değildir.
Bazen sadece: "Buradan değil.” demektir.
Bazen: “Henüz değil.”
Bazen de: “Başka bir yol dene.”
Ve her reddedilişte bir heyecan vardır. Çünkü hareket vardır. Yani doyasıya yaşam vardır.
O zaman macera için yaşamın ta kendisi diyebilir miyiz? İstesek de istemesek de hayatın bilinmezliğinde varlığımızı sürdürebilmenin yolu, belki de bilinmezliği ortadan kaldırmak değil de ona “Ben de varım.” diyebilmekten geçiyor.
Belki de mesele maceranın nasıl sonuçlanacağını bilmek değil. Bilmemenin heyecanını sevmektir.
Çünkü yeni bir şey denediğimizde sadece hayatın bize ne getireceğini değil, bizim kim olacağımızı da keşfediyoruz. Yeni bir yola çıktığımızda, yolun sonunda bizi bekleyen “yeni beni” önceden bilmemek ve onu yolda tanımak.
Ve belki de hayatın en güzel tarafı tam da burada…
Peki sen hayatında en son ne zaman bilinmezliğin o tatlı heyecanını yaşadın?
Ne zaman “Ya olmazsa?” demene rağmen bir adım attın?
Ve şimdi…
Hangi maceraya “evet” deme zamanı?
Bu mektuplar kişisel deneyimlerimi, öğrendiklerimi ve farkındalıklarımı paylaşmak amacıyla yazılmaktadır.
Tıbbi tanı veya tedavi amacı taşımaz ve profesyonel sağlık danışmanlığının yerine geçmez.
Sıfırdan Var Etmek Güç Mü, Yoksa Gizli Bir Tuzak Mı? 🧠 Sıfırdan başlamak güçlü hissettirir; ancak bu kimliğe fazla tutunmak zihnimizi tehlikeli bir noktaya çeker: Sürekli yokluğu aramak.
Mentorümün "Zihnin tatmin olmak için elindekileri görmezden geliyor" uyarısıyla fark ettiğim bu tuzağı ve yokluk yerine varlığa odaklanmanın getirdiği içsel dengeyi yeni bu videoda paylaştım.
Eğer bu bülten sana iyi geldiyse, seveceğini düşündüğün bir arkadaşına
kahve eşliğinde okuması için gönderebilirsin.




