top of page

Olasılıkları Görebilmek: Polyannacılık Yapmadan Olumlu Düşünmek

5 gün önce
3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 3 saat önce


Sevgili Okuyucum,

Bu hafta da hayata bir virgül koyup etrafa birlikte bakalım diye düşünüp elime kahvemi aldım ve bu mektubu yazdım. Muhtemelen sen de günün bir yerinde, kendine ayırabildiğin kısa bir ara bulup bu satırları okuyorsun. Şimdiden iyi okumalar…


Hep diyorlar ya, "Olumlu düşünelim, olasılıkları görelim."

Olur düşünelim ama neden?

Ne işime yarayacak?

Bana ilk zamanlar sahtekarlık gibi görünüyor idi bu tavsiyeler. Ta ki bir gün olumlu düşünme biçminde olmak, her şey mükemmelmiş gibi davranmak ya da zorlukları görmezden gelmek olmadığını anlayana kadar.


Önemli olan, tek bir şeyi çözüm olarak görme algısından çıkmak ve olasılıkları görebilmekti. Bazen tek bir şeye saplanırız. “O” bizim çaremiz, merhemimiz, fırsatımızdır. Öyle olduğuna bir kere inandık mı vay halimize. Ama bu bir gerçek, çocukken bir olay olduğunda onun içinden bizi o çıkarttı ise, bugün hala aynı şeyden medet ummamız olasıdır.


Hiç yaşadınız mı bilmiyorum. Benim başıma sıkça gelmiştir. Birkaç kişi aynı filmi seyrederiz. Filmin kahramanı zor bir şey yaşarken, dışarıdan sufle vermeye çalışırız: “Yok yok, öyle deme. Öyle düşünme. Bak işin aslı öyle değil…”


Çünkü seyirci olarak onun göremediği seçenekleri görürüz. Çünkü yönetmen bunu sadece seyirciye göstermiştir.

Yani seçenekler vardır.


Belki hayatımızda da zaman zaman yönetmen koltuğuna oturmayı öğrenmemiz gerekiyordur. Senaryoya başka seçenekler ekleyebileceğimizi hatırlamayı…


Evet, bunun kolay olmadığını biliyorum.


Yaşanan o olay sırasında -eşinden ayrılmak, işten çıkarılmak, ani bir para kaybı, sevdiğin bir insanın ölümü…- böyle bakabilmek gerçekten zor.

Benim için düşünce şu oluyor:

Olanı değiştiremiyorsam, süreci yaşarken önümdeki olasılıklardan nasıl yararlanabilirim?


Diğeri ise beni kurban gibi hissettiriyor. "Ah zavallı ben" demeyi sevemiyorum.

Başa çıkmam konusunda faydası olacak iki şey seçsem, bunlardan birisi bana kurbanmışım gibi hissettiren değil, beni yukarı çekecek insanlarla bir arada olmayı seçmek olurdu.


Duygu durumu bulaşıcı.

“Geçecek, bunun da üstesinden geleceksin.” demesini istemesem bile, bunun hissettirilmesini isterim.


Bana inanan, bana güvenen insanlarla çevrili olmayı seçerim.

Bir diğeri de olmayana, eksiğe değil; halihazırda hayatımdaki “VAR”lara odaklanmak ve teşekkür etmek. Şükran duygusunu, şükür kelimelerini farkındalıkla birleştirip sıklıkla hatırlamak.


İnsan zihni haindir.

İstediğimize ulaşamayınca, sanki dünya sadece ondan ibaretmiş gibi davranmaya başlarız. O yoksa, eksikse dünya bize zindandır. Oysa evet, o daha yoktur ve belki hiç olmayacaktır.


Ama ya olanlar?

Var olanlar?

İyi olanlar?

Onlara ihanet etmiyor muyuz?


Bu hafta seni bunları düşünmeye davet ediyorum.

“Olumlu düşün.”

Ama Polyannacılık anlamında değil. Saplanıp kalmadan düşünebilmek.

Gerçekçi ol.

Çünkü gerçek, olasılıkları da barındırır.

Çok yönlüdür. Gerçek hayal kurmayı reddetmez; aksine onu destekler. Bir şeyin beklenmedik bir şekilde oluşuvermesi gibi. Bazen bunu anlamak için büyük olaylara bile gerek yok. Hayatın içindeki küçücük bir an yeter.


Bu hafta sonu kuzenim ve eşi misafirim idi. Mutfakta menemen için domates doğrarken Nejla yanıma geldi ve “abla bu çelik kesme tablasından memnun musun bende almayı düşünüyorum dedi?” Cevap vermedim, sadece arka odaya gittim.


Elimde açılmamış bir paketle döndüm. Nejla’ya uzattım. “Ben çok memnunum, sen de kalacaksın” dedim. Şaşırdı. Kime hediye etsem diye halihazırda düşünülen paketi açılmamış çelik kesme tablası sizce kaç kişinin evinde vardır ve onu arayan birisi de o eve gelmiştir?

Oysa olasılıklar dünyası tam da buna benzemekte.

O an düşündüm: Hayat bazen gerçekten böyle değil mi?


Biz bir şeyin peşine takılıp “işte bu olmalı” diye düşünürken, başka bir ihtimal çoktan yanı başımızda duruyor olabiliyor. Hatta bazen biz onu aramıyoruz bile. Belki olasılıkları görebilmek biraz da elimizde ne olduğunu fark etmekle ilgili.


Peki ya senin başına en son ne zaman beklemediğin bir yerden bir el uzanıp

“Bu senin” dedi?


Takipte kal, sevgiyle kal.

Ve aynaya her baktığında omuzuna dokunup

“aferin, çok iyi gidiyorum” demeyi sakın unutma :)


Sevgiyle,

Mine

Bu mektuplar kişisel deneyimlerimi, öğrendiklerimi ve farkındalıklarımı paylaşmak amacıyla yazılmaktadır. 

Tıbbi tanı veya tedavi amacı taşımaz ve profesyonel sağlık danışmanlığının yerine geçmez.

"Biliyorum Ama Yapamıyorum" Engelini Aşmanın Yolu 💕 Hayatı sürekli bir ders gibi yaşamak yerine, kendi yetkinliklerine güvenip süreci keyifli bir yolculuğa dönüştürmek mümkün.

Kendi yolculuğunda derinleşirken aynı zamanda nasıl neşeli ve hafif kalabileceğini keşfetmeyi bu videomda paylaştım.






Eğer bu bülten sana iyi geldiyse, seveceğini düşündüğün bir arkadaşına

kahve eşliğinde okuması için gönderebilirsin.






 
 

Telefon

 0532 555 5454

Email

Sosyal Medya

  • Facebook
  • LinkedIn
  • Instagram

© 2025 Tüm Hakları Saklıdır. Mine Alpar

bottom of page