Sosyal Medya Klişelerinin Ötesinde: Potansiyelini Kullanmak Gerçekte Ne Demek?

Sevgili Okuyucum,
Bu hafta da hayata bir virgül koyup etrafa birlikte bakalım diye düşünüp elime kahvemi aldım ve bu mektubu yazdım. Muhtemelen sen de günün bir yerinde, kendine ayırabildiğin kısa bir ara bulup bu satırları okuyorsun.
Şimdiden iyi okumalar…
Bugün size hepimizin dar alanda kısa paslaşmalar yaşadığı sosyal medyada kelimelerin çok kullanılmaktan anlam kaybetmesi konusunu açmak istiyorum.
Son zamanlarda önüme çıkan ve haklı bulduğum bir söylem var.
"Ben potansiyelimden memnunum."
"Niye dünkü benle bugünkü ben arasında bana gelişmemi söyleyip duruyorsunuz?"
"Bir salın bizi, büyümeyeceğiz, gelişmeyeceğiz, halimizden memnunuz."
Çok haklı serzenişler.
Yine de konuya biraz açıklık getirmek istiyorum. Aslında kullanılan cümleler, kelimeler klişe ve ezber gibi gözükse de sosyal medyada bazı kısıtlamalar barındırıyor. Size ayrılan yerde tek bir cümlede söylemek, istediğini anlatmak ve bunu yaratıcılıkla ve dürüstçe yapabilmek.
Kolay olmuyor.
Potansiyelimizi daha üst seviyede kullanmak: Bu daha çok para kazanmak, daha iyi yerlerde gezmek, daha güzel giyinmek gibi performans baskısı demek değil.

Benim danışanlarımla aramdaki potansiyel kelimesi nerelerde geçiyor gelin bir göz atalım. Bir çoğumuz için en sık rastlanan "Hayır" diyememek.
Onların istediği gibi olan seçeneğe evet demezsem beni dışlarlarsa.
Çocuğumun talebine hayır dersem, kötü yola düşerse.
Eşimin benden beklediği şeyleri yapmazsam, başka kadın/erkekle ilgilenir ise.
Bana teklif edilen maaşa hayır dersem ve başka iş bulamazsam…
Liste böyle uzayıp gitmekte. Birçoğu ise bilinçli aklımızın yorumları değil. Seçimlerimizin büyük yüzdesini yöneten bilinçdışı alanındaki inançlarımız, korkularımız sebebiyle hayır cevabı istemeden evetlere dönüşüyor.
İşte potansiyelimizi burada kullanmamız gerekmekte. Bugün, düne göre bir milim daha hayır ile aramdaki ilişkiyi yönetebilir olmak hayat kalitemi etkilemekte. Kendi hayır diyemeyen halimle bugün ve ilerisi için yıkıcı değil ama yapıcı bir rekabete girmemde bir yanlış yok.
İş yerinde toplantı odasındayım.
Toplantı öncesi müdürüme ürünümüzle ilgili düşündüğüm bazı fikirleri heyecanla anlattım. Sonra üst düzey yöneticilerimizin de olduğu toplantıda, müdürüm anlattığım fikirlerimi kaynak belirtmeden sunmaya başladı. Şaşkınlıkla izliyorum.
Toplantı bitti ve ben tam müdürümün yanına gidip, "Niye adımı belirtmediniz?" diyeceğim, içimden bir ses “Aman, desem n’olacak, benim olmadığım yerde kim bilir başka neler daha yapıyordur. Şimdi hakkımı aramaya kalkarsam bana takar. En iyisi mi boş ver, bu ekonomide işsiz kalmayı göze alamam."
İşte başka bir potansiyelini kullanma örneği daha. Fikirlerini, görüşlerini kendisi ile ilişkilendirip ortaya çıkarabilme konusunda çocukluğundan beri değişmeyen bir örüntüsü olan bir danışanımın örneği. Biraz konuşunca anlaşılıyor ki, erken yaşta anne kaybı, sonrasında gelişen olaylar, kendi sesini çıkarma konusunda cesaretlendirilmeme hikayeleri ve zamanla kısılan sesin, kendi hakkını koruyamamaya kadar uzanan dünyası.
Kişinin potansiyelini (yani kendi fikrini açığa çıkarabilmesi, savunabilmesi, gerekirse hakkını araması) kullanmaya başlaması için, bir hafta önceki kendisi ile bugünü arasında küçük de olsa bir gelişme kaydetmesi, eski kendisi ile potansiyelini daha iyi kullanan yeni kendisi arasında bir yol açması ve aynı kalmamayı seçmesi.
Kulağa güzel gelmiyor mu?
İşte anlatmaya çalıştığım şeyler, sosyal medyada üç tane başlığa dönüşünce böyle görünüyor;
- Potansiyelinden daha üst seviyede yararlanmak ister misin?
- Geçen yılki senle bugün arasında gelişmiş, büyümüş bir sen olmak ister misin?
- Potansiyelini daha iyi kullandıkça, hayallerine, yaşamak istediğin hayata ulaşmanın mümkün olduğunu bilmek ister misin?
Bu sorulara bakıp "Ben büyümeyeceğim, beni benle yarıştırma, sal beni" diyenlere de saygı duymaya devam ediyorum. Yine de bir şeye verdiğimiz ilk tepkinin peşinden gitmeden önce, acaba bu gerçekten ne demek diye sorma alışkınlığını önemsiyorum.
Sosyal medya kullanımı ile konuyu bağlayacak olursam, evet birçoğumuz bazen klişe tarifler, aynı kelimeleri kullanıyoruz. Belki çok yaratıcı olmayı beceremediğimizden, belki de daha çok insan bu kelimeleri duyup faydalansın diye.
Gerekçe ne olursa olsun, potansiyelimin daha fazlasından yararlanmayı, geçen ayki benle, bugünkü ben arasında yapabilirliklerimi geliştirmiş olmayı, bana özel olan yeteneklerimin görünür ve yararlanılır olmasını ben seçiyorum.
Böyle bakmayı seçtiğim için Instagram'da birkaç paragrafla sınırlı olan alanı yeterli bulmayıp, yazma yeteneğimden yararlanarak sizlere daha fazlasını anlatabilmeyi seçtim ve “Mine'den Mektuplar”ı yazmaya başladım.
Peki ya sen, büyümek, gelişmek kelimeleri sana nasıl hissettiriyor?
Benim de bu alanda potansiyelimi daha iyi kullanmaya ihtiyacım var dediğin neler var?
Takipte kal, sevgiyle kal.
Ve aynaya her baktığında omuzuna dokunup
“aferin, çok iyi gidiyorum” demeyi sakın unutma :)
Sevgiyle,
Mine
Bu mektuplar kişisel deneyimlerimi, öğrendiklerimi ve farkındalıklarımı paylaşmak amacıyla yazılmaktadır.
Tıbbi tanı veya tedavi amacı taşımaz ve profesyonel sağlık danışmanlığının yerine geçmez.
Kabuğun sana da
dar gelmeye başladı mı?
Bulunduğun noktaya artık sığamadığını ve yeni bir alana ihtiyaç duyduğunu hissediyorsan yalnız değilsin. Tıpkı büyüdükçe kabuk değiştiren kaplumbağalar gibi biz de sürekli dönüşüyoruz.
Tek başına zaman ve emek harcamadan, bu yolda birlikte yürüyelim ve o kabuğu birlikte kıralım! 🐢
Eğer bu bülten sana iyi geldiyse, seveceğini düşündüğün bir arkadaşına
kahve eşliğinde okuması için gönderebilirsin.




